Teknoloji Danışmanlığı

Tarım ve gıda günümüz dünyasının en stratejik sektörlerinden biridir. 2023 yılında ülkemiz nüfusu yaklaşık 80-85 milyon olacaktır. Tarıma elverişli toprakların azalması, kullanılabilir su kaynaklarının çevre kirliliği ile özelliğini yitirmesi, artan Dünya ve ülke nüfusu ile birlikte değerlendirildiğinde; sürdürülebilir nitelikte, sağlıklı, güvenli ve yeterli gıda üretimi, gıda güvenliği ve kaliteli bir yaşam ortamı oluşturmak önümüzdeki yıllarda kritik önem arz edecektir. Küreselleşme olgusu içerisinde, çok uluslu tekellerin güç kazanması, gelişmiş ülkelerin tarım ve gıda üzerindeki hâkimiyet kurma istekleri, bilim ve teknolojideki baş döndürücü gelişmeler tarımsal üretime ve özellikle de meyve-sebze üretimine özel önem verilmesi gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır.

Üretimden tüketime meyve-sebze kayıpları gelişmiş ülkelerde %5-10 gibi kabul edilebilir sınırlarda iken, gelişmekte olan ülkelerde %25-50 mertebelerindedir. Bu durum ülkelerin olaya bakış açıları, organize olmaları ve güncel teknolojiyi izlemeleri ile doğrudan ilgilidir. Söz konusu yaklaşım ile ortaya soğuk zincir kavramı çıkmaktadır. Ülkemizde olduğu gibi en kaliteli şeftaliyi, en kırmızı domatesi üretelim, o ürün pazara ulaşamadığı taktirde, zincir en zayıf halkasından kopmakta ve o ana kadar sağlam kalan, görevini yapan halkalar bir işe yaramamaktadır. Bu nedenle gerek üretim gerekse pazarlama aşamaları bir arada ele alınmalı ve birbirlerini zincirin halkaları gibi tamamlamalıdırlar.

Ülkemiz meyve sebze cenneti olarak bilinmektedir. Ancak rakamlar incelendiğinde durumumuzun zaman geçtikçe iyileşmediği, aksine kötüleştiği ortaya çıkmaktadır. Dünya Tarım Örgütü (FAO) istatistiklerine (www.fao.org) göre Türkiye’nin meyve sebze üretimi 2004 yılında 36.05 milyon ton olmuştur. Bu değer 1980 yılında 21, 1990’da 27, 2000 yılında 35 milyon tondu. Dünya’da meyve sebze üretimi 2004 yılında 1383.65 milyon tona ulaşmıştır. Bununla birlikte Dünya üretiminde payımız 1980 yılında %3.34 iken, 2004 yılında %2.61’e düşmüştür. Böylelikle 1980-2004 yılları arasında üretimimiz 2/3 gibi iyi bir oranda artarken, Dünya’daki artış daha yüksek olmuştur. Bunun Türkiye’de tarım alanlarının ve nüfusunun azalmasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Diğer taraftan aynı yıllar arasında teknolojiye yapılan yatırımlarla üretimden tüketime meyve-sebze kayıplarında azalma ortaya çıkmıştır. Bu ise genel olarak fiyatlarda artışa neden olmuştur. Kayısının 1991 yılındaki üretici fiyatı 571 USD/ton’dan 2006 yılında 881.46 USD/ton’a yükselmiştir. Aynı tarihlerde üzüm 476 USD/ton’dan 731 USD/ton’a, domates ise 307 USD/ton’dan 323 USD/ton’a yükselmiştir. Önümüzdeki yıllarda da bu artışın devamı beklenmektedir. Artık meyve-sebzeler daha değerli emtia haline geldiklerinden, kayıpların azaltılmasına daha fazla önem verilmeye başlanacaktır.

Bu öngörümler çerçevesinde Firmamız, geleceğinin Ar-Ge faaliyetlerinde olduğuna inanmakta ve sözkonusu çalışmalara özellikle önem vermektedir. Tarımsal ürünlerin sürdürülebilir nitelikte olabilmesi için tarladan tüketiciye yaklaşımı çerçevesinde her evrede bilim ve teknolojiyi kullanmayı kendine rehber edinmiştir. Bu kapsamda aşağıda anlatılan hususlar çerçevesinde, meyve-sebzelerin raf ömürlerinin uzatılması ile ilgili çalışmalar üzerine yoğunlaşmıştır.

Taze meyve ve sebzelerin hasat sonrası dayanma sürelerine etki eden en önemli faktör canlı olmalarıdır. Her ne kadar besleyen ana gövdeden ayrılsalar da biyolojik aktivitelerini sürdürürler. Bulundukları ortamdaki oksijeni (O2) alarak karbondioksit (CO2) ve ısı çıkışıyla oluşan solunum ve su kaybına neden olan terleme reaksiyonları bu süreç içerisinde devam eder. Hasat öncesi taze meyve ve sebzelerde biyolojik aktiviteler sonucu oluşan kayıplar ana gövdede bulunan su, karbonhidrat, aminoasitler ve mineral maddelerce karşılanırken, hasat sonrası ürünün kendisi tarafından karşılanır ve hasadı takip eden süreç içerisinde ürünün kalitesinde kayıplar oluşur. Bu nedenle hasat edilmiş meyve ve sebzelerin kalitelerini koruyabildikleri süre çok sınırlıdır. Meyve ve sebzeler üzerine yapılan araştırmaların temel amacı, hasat sonrası dayanma sürelerinin uzatılmasıdır. Bu amaçla yapılan çalışmalar, ana kökten ayrılan canlı dokunun fizyolojik reaksiyonlarının incelenmesi (hasat sonrası fizyolojisi) v e kalite korunumu amacıyla işleme ve depolama koşullarının belirlenmesi (dayanma süresi) olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır.

MAP’in temel ilkesi paket içindeki havayı belirli gazlar ile değiştirmek ve ürünleri yine saklama sıcaklıklarında tutmaktır. Bu şekilde raf ömrü artmakta, kayıplar azalmaktadır. Temel olarak üç gaz çeşidi kullanılmaktadır: oksijen (O2), karbon dioksit (CO2) ve azot (N2). Meyve-sebzenin çeşidine bağlı olarak, iki veya üç komponentten oluşan farklı gaz karışımları kullanılmaktadır. Genel olarak solunum yapmayan ve mikrobiyal bozulmaların etkin olduğu et, balık, hububat ürünleri vb gıdalarda %30-60 arası CO2 ve geri kalan ya tamamen N2'den ya da gıda maddesi O2'ye duyarlı değilse O2 ve N2'den oluşmaktadır. Meyve-sebze gibi solunum yapan gıdalarda ise %5 CO2 ve O2 ve solunumu yavaşlatmak için ise geri kalan N2'den oluşur.

MAP'ın avantaj ve dezavantajları aşağıdaki tabloda sunulmuştur. Genel olarak bakıldığında MAP’in sağladığı avantajlar daha fazla öne çıkmaktadır.

AvantajlarıDezavantajları
%50-400 arasında raf ömrünü arttırırMaliyet getirir
Uzun raf ömrü sayesinde ekonomik kayıpları azaltırSıcaklık kontrolü gerekmektedir.
Dağıtım maliyetleri azalır, daha uzun mesafelere dağıtım yapmak mümkündür.Her ürün için farklı gaz formülasyonları gerekmektedir.
Dilimlenmiş ürünler birbirinden daha kolay ayrılır. Paket hacmi artmaktadır. Dağıtım ve perakende fiyatlarını olumsuz etkiler.
Kimyasal koruyuculara çok az veya hiç gerek duyulmaz. Paket bir kez açıldığında veya sızıntı olduğunda, MAP'ın sağladığı faydalar sona erer.
Kokusuz ve kolay ambalajlarCO2'nin gıda içinde çözülmesi paketin çökmesine ve sızıntı kaybına neden olur.

Meyve ve sebzelerin kalitelerinin değerlendirilmesi açısından tüketiciler arasında yapılan anketlerde tazelik, olgunluk ve doğallık ilk sıralarda yer almaktadırlar. Bu nedenle katkı ve koruyucu maddeleri kullanmaksızın tazeliğin korunduğu, MAP gibi gıda muhafaza yöntemleri daha fazla önem kazanmaktadır.

Türkiye’de taze meyve ve sebzelerin üretimlerinden, iç ve dış pazara sunulmasına kadar olan aşamalarında ele alınması gereken önemli sorunlar bulunmaktadır. Bu sorunların başında kaliteli ürün eldesi gelmekle beraber, üretilmiş kaliteli ürünlerin kalitelerinin devamı da hasadı takip eden aşamalardaki işleme, ambalajlama, depolama, taşıma ve pazarlama gibi işlemlerin doğru uygulanmasına bağlıdır. Bunların tümüne önem verildiği taktirde meyve-sebze cenneti Türkiye, Dünya pazarlarında hak ettiği yere ulaşacak ve marka olacaktır.

Uğraş alanımız olan gıda ve teknolojileri konusunda araştırma ve geliştirme çalışmaları kendi bünyemizde bulunan teknik kadro ile gerçekleştirilmektedir. Aynı zamanda iş ortaklarımıza “Araştırma ve Teknoloji” konularında destek verilmektedir.

Firmamızın temel hedefleri çerçevesinde, gıdaların muhafaza ve ambalajlama teknolojileri yönünden gelişmesine katkıda bulunmak, sorunların giderilmesini sağlamak amacıyla uygulamaya dönük araştırma-geliştirme çalışmaları yapmaktır.

Bu kapsamda faaliyetlerimiz şu şekilde sıralanabilir:

AR-GE çalışmaları:

-Gıdaların muhafaza ve ambalajlama teknolojilerinin iyileştirilmesi,
-Yeni teknolojilerin geliştirilmesi,
-Meyve ve sebzelerin ön soğutma proseslerinin geliştirilmesi,
-Gıda muhafazasında kalite değişimlerinin incelenmesi,
-Kontrollü atmosferde depolama ve modifiye atmosferde ambalajlama tekniklerinin gıdalara uygulanması,
-Gıdaların optimum muhafaza koşullarının belirlenmesi.


Gerçekleştirilen Ar-Ge çalışmaları kapsamında “ Toptancı ve Dağıtım Zinciri Boyutunda Modifiye Atmosfer Meyve-sebze Paketleme Çalışmaları” başlıklı çalışma TTGV tarafından desteklenmiş olup tamamlanmıştır.

Toptancı ve Dağıtım Zinciri Boyutunda Modifiye Atmosfer Meyve-Sebze Paketleme Çalışmaları:

Taze meyve ve sebzelerin hasattan hemen sonra tüketilme zorunluluğu nedeniyle, bu tip ürünlerin korunmasına yönelik olarak kurutma, dondurma, konserve gibi birçok koruma tekniği kullanılmaktadır. Ancak bu uygulamalarda ısıl işlem olması ürün kalitesini azaltmakta, tüketicilerin “taze ürün” beklentileri karşılanamamaktadır. Taze tüketime yönelik ürünlerde uygulanmakta olan tekniklerden biri olan modifiye atmosferde ambalajlama (MA) ve kontrollü atmosferde depolama (CA) tekniği ile ürünlerin depolanabilme sürelerinin uzatılması sonucunda, üreticilerin ürünlerini değişen piyasa koşullarında en uygun zamanda piyasaya sunabilme avantajı sağlanabilmektedir. Bugüne kadar yapılan modifiye atmosfer çalışmalarında meyve-sebzeler torba şeklinde film ya da tabak+film içinde ambalajlanmışlardır. Bu da birim maliyeti artırmış ve yalnızca perakende boyutunda uygulanabilmesini sağlamıştır. Firmamızca yeni geliştirilen 60 cm x 40 cm x 20 cm ölçülerindeki gaz sızdırmaz özel kasalar ile toptancı ve dağıtım z inciri ölçülerine çıkılabilmesi sağlanmıştır. Kasalar yıkanarak tekrar kullanılabildikleri için geri dönüşüm sağlanmakta, yalnızca üst film atılmaktadır. Böylelikle firmamız tarafından özel kasalar ile modifiye atmosferde ambalajlama çalışmalarına yeni bir yaklaşım sağlanmıştır.

Bu projenin devamı olarak meyve ve sebzelerin modifiye atmosferde ambalajlanması ile ilgili olarak ambalaj materyallerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar devam etmektedir. Özellikle akıllı ambalajlar konusunda çalışmalar devam etmektedir.

Danışmanlık Hizmetleri :

* Soğuk hava depo dizaynı * Taşınabilir önsoğutmalı-işleme hatlı kamyon-TIR kasaları
* Meyve-sebze ön soğutma koşullarının belirlenmesi
* Meyve-sebze solunum parametrelerinin belirlenmesi
* Meyve-sebze raf ömürlerinin belirlenmesi